Sosyal Bilgiler-7 Zaman İçinde Bilim Ünitesi


BULUŞLARIN SERÜVENİ

İnsanların, avladıkları hayvanları kesip parçalamak, kemikleri kırmak için çakılları ve taşları kullandıkları zamandan beri bu aletlerde sürekli devam edecek bir gelişme, teknolojik gelişmeler başlan bulunuyordu.

CAM: Camın hammaddesi kumdur. Kumun yapısında bulunan silisyum dioksit, yüksek sıcaklıkta erir. Camın dayanıklı olmasını sağlamak, yumuşaklığı­nı artırmak ve renk katmak için çeşitli maddeler katılır.

Evlerde kullandığımız cam eşyaları­nın dışında yeni yapılan iş merkezlerinin birçoğunun dış yüzeyleri de cam bloklarla kaplanmaya başlanmıştır. Camın hafif olması ve aydınlığı sağlaması ya­nında estetik olması da kullanım alanını genişletmiştir.

Mezopotamya’da bulunan ilk cam örneklerinin tarihi MÖ 3. yüzyıla dayanır. MÖ 1000 yıllarında Mısırlılar cam elde etmeyi başardılar. Suriyeli cam ustaları “Cam Üfleme Tekniği’ni kullandılar.

Türklerde cam sanatı Selçuklularla beraber başladı ve İstanbul’un alınışından sonra Osmanlı döneminde gelişti. İstanbul ve çevresinde 14. yüzyılın başlarında “Çeşm-i Bülbül” adı verilen bir cam çeşidi yapılmaya başlandı. Türkiye’de ilk cam fabrikası 1934 yılında Paşabahçe’de kuruldu.

Çeşm-i Bülbül: Anadolu atölyelerinin çıkardığı bir üründür. Bu teknik, modern cam endüstrisinin ilerlemiş yöntemlerinin bile geleneksel ustaların çalışmalarını geçemediği bir tekniktir.

 

MÜREKKEP: Günümüzden yaklaşık yedi bin yıl önce Mezopotamya’nın verimli toprak­larında tarımın gelişmesiyle yazılı kayıtlar tut­ma zorunluluğu ortaya çıktı. Babiller ve Mısır­lıların başlangıçta kullandıkları yazma aracı basit çakmak taşı iken, bunun yerini ucu yon­tulmuş çubuk aldı. MÖ 1300′e doğru Çinliler ve Mısırlılar kandillerde aydınlatmadan olu­şan isi su ve bitki zamklarıyla karıştırarak ha­zırlanan mürekkebi buldular.

İlk çağlarda kullanılan mürekkep, parşömen üzerine yazmak için deriye iyice sinen ve silinmesi ko­lay olmayan, özel dayanıklı bir mürekkepti. Bu mürekkep, bugünde birçok mürekkeplerin yapıldığı gibi mazı soyundan (mürekkep kozası) demir sülfattan ve reçineden (ya da Arap zamkından) yapılırdı.

Eski mürekkebin önemli bir özelliği, yazının renginin yazarken çok soluk olması ve daha sonra kendi kendine kararmasıydı. Günümüzde kullanılan mürekkep de ise içine boya katılmasından dolayı böyle bir durum yaşanmıyor dolayısıyla yazan kişinin de okuyan kişi kadar iyi görebilmesini sağlıyor.

 

TEKERLEK: Tekerlek bütün çağların en önemli mekanik icadıdır. Makinelerin çoğunda, saatlerde, yel değirmenlerinde, buhar makinelerinde ayrıca otomobil, bisiklet gibi taşıtlarda tekerlek ve tekerlek ilkesine dayanan dişli ve çarklar vardır.

Kesile ağaç kütüklerinin yuvarlanmasının görülmesi tekerleğin atası sayılır. En eski tekerlek yaklaşık 5000 yıl önce Mezopotamya’da yapılmıştır. Çömlekçilerin toprağı şekillendirmede yardımca bir araç olarak kullandıkları tekerleğin arabalara takılması ulaşımda köklü bir dönüşüme neden oldu. İlk tekerlek kalın kalasların, yan yana getirilip tutturulduktan sonra yuvarlak biçimde kesilmesiyle elde edilen disklerdi. MÖ 200 yılında parmaklı (ispitli) tekerlek icat edildi. Parmaklıkları deri ya da metal şeritle sağlamlaştırıldı. Böylece ilk lastikler ortaya çıktı. Zamanla sabit bir dingilin çevresinde dönen tekerlekler yapıldı.

 

MUM: Günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce ortaya çıktı. Mum çevresi balmumuyla ya da don yağıyla sarılmış bir fitilden oluşur, yakılan fitilin alevi balmumunun ya da don yağının bir bölümünü eritir; böylece fitil sürekli yanarak ışık saçar. Bu bakımdan mum, kullanılması daha kolay bir yağ lambasıdır.

Yağ lambaları ve mumlar gazyağıyla aydınlatmanın yaygınlaştığı 19. yüzyıla kadar başlıca yapay ışık kaynakları olmayı sürdürdüler.

BARUT: Çinliler tarafından bulunmuştur. Daha sonra Türkler vasıtasıyla Çinlilerden Müslüman Araplara geçmiştir. Haçlı Seferleri sırasında Avrupalılar barut yapmayı Müslümanlardan öğrendiler Barut sayesinde top, tüfek gibi ateşli silahlar yapıldı.

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul surlarını yıkabilecek toplar yaptırması, Avrupa krallarının işine yaradı. Krallar büyük toplar sayesinde söz geçiremedikleri derebeylerin şatolarını yıktılar, böylece Avrupa’da derebeylerin egemenliklerine son veren krallar siyasi güçlerini artırdılar.

Ateşli silahlarda kullanılan barut yol yapımında, maden çıkarılmasında da kullanılmaktadır.

SÖZ UÇAR YAZI KALIR

Günümüzden yirmi bin yıl önce mağara duvarlarına çizilen hayvan resimleriyle başlayan insanın iz bırakma tutkusu, altı bin yıllık bir geçmişi olan yazının ortaya çıkarılmasında atılan ilk adımlardır.

Tarih, insanın yazıyı bulmasıyla başladı. Konuşurken çıkarılan seslere bir takım işaretler karşılık olabilirdi.

İlk yazı nesneleri gösteren resimler şeklindeydi. Konuşma dilini yazı diline çevirmeyi başaran Sümerler düşünceyi ve tarihi gelecek kuşaklara bırakma yöntemini bulmuş oldular. Sümerlerin kil tablet üzerine yazdıkları harflerin biçimi çiviye benze­diği için bu yazıya çivi yazısı adı verildi. Çivi yazısını Babil ve Hitit gibi uygarlıklarda kullanmışlardır.

Eski Mısırlıların kullandığı resimli yazıya “hiyeroglif” denir. Bu yazıda harfler resimlerle ifade edilir. Hiyeroglif yazılar yalnızca duvara ve anıtlara yazılırdı.

Güney Amerika uygarlığı olan İnkalar “Khipu” adı verilen düğümlerden oluşan ip demetlerinden yararlanıyorlardı. “Khipu“lar sayısal kayıtları tutmak için kullanılmakta her ip farklı renkte ve farklı düğüm şeklindeydi.

Fenikeliler yazıyı çeşitli harflerle anlatarak ilk alfabeyi icad ettiler. Bu alfabe Yunanlılar ve Romalılar tarafından da geliştirilerek Latin Alfabesi oluşturulmuştur.

Gutenberg ise yazıyı daha seri bir şekilde kopyalayan bir matbaa geliştirmiştir. (1457)

 

Osmanlı Devleti’nde Kâğıt ve Matbaa

Dünya’da bilinen ilk matbaa Budizm’in Japonya’da yayılması için Çinliler tarafından kul­lanılmıştır.

Asya’da yer alan Uygurların da matbaacı­lık faaliyetine başlamalarında komşuları olan Çin etkili olmuştur.

Matbaanın başlangıcının tam olarak bilin­memesine rağmen modern matbaayı 15. yüzyılın ortalarında Alman matbaacı Johanne Gutenberg yapmıştır.

Matbaanın Osmanlı Devleti’nde kullanılma­sı 18. yüzyılda gerçekleşmiştir. Ancak Osmanlı Dev­leti’nde yaşayan Musevi ve Ermeni azınlıklar matba­ayı kullanarak kendi dillerinde kitaplar basmışlardır.

1727′de ilk Türk matbaası kurulana kadar Türkçe kitap basılmamıştır.

Osmanlı Devleti, Lale Devri’nde Batı’nın ilerleyişini takip etmek için Avrupa ülkelerine elçi­likler açmış ve konsoloslar atamıştır. Bunlardan biri olan ve Fransa’ya elçi olarak atanan 28 Meh­met Çelebi’den, Fransa’nın uygarlık, eğitim, as­kerî alandaki gelişmeleri takip ederek rapor etme­si istenmiştir. 28 Mehmet Çelebi’nin oğlu olan Said Mehmet Efendi, gelişmenin eğitimden kay­naklandığına ve bunun için matbaanın gerekli ol­duğuna inanmıştır.

Osmanlı Devleti’nde Türk matbaacılığının ortaya çıkmasında önemli şahsiyetlerden biri İbrahim Müteferrika’dır. İbrahim Müteferrika önemli bir diplomat olmasına rağmen özellikle yayımcı kişiliği ile ta­nınmıştır. 1719 yılından itibaren matbaacılıkla il­gilenen İbrahim Müteferrika, 1726 yılında Matba­anın Gerekleri adlı bir dilekçeyle dönemin sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ile şeyhülis­lama başvurdu. Ancak sadece din dışı kitapların basımı için izin alabildi. 1727 yılında da Sait Efen­di ile birlikte ilk Osmanlı matbaasını kurdu.

Matbaanın Osmanlı Devleti’ne geç gel­mesinin nedenleri;

1. Dinî tutuculuk,

2. Teknik nedenler,

3. Toplumun hazır olmaması,

4. Hattatlık mesleğinin yaygın ve geleneksel bir uğraş olarak etkin olmasıdır.

 

İLK ÇAĞDA YETİŞEN BİLİM ADAMLARI VE BİLİMSEL ÇALIŞMALARI

Anadolu’da yetişen bilim adamlarına baktığı­mız zaman;

-Teodorus, kilit ve anahtarı bulmuştur.

- Hipokrat, tıbbın temellerini atmıştır.

- Heredot, tarihin babası sayılmaktadır.

- Demokritus, atom sözcüğünü günümüz an­lamda ilk kez kullanmıştır.

-Anaksogaros, ilk astronom olarak kabul edil­mektedir.

Yunanistan’da yetişen bilim adamları;

- Homeros, Yunanistan’ın gelenek ve görenek­lerini, inançlarını ele aldığı “İlyada ve Odysseia” destanlarını yazmıştır.

- Hesiados, Yunanistan’da ünlü bir şair olup, “Tanrıların Doğuşu, İşler ve Günler” adlı eser­leriyle önemli bir kişiliktir.

Hellenik dönemde yetişen bazı bilim adamları Pisagor, Platon, Ödoksos, Aristo, Zenon, Arşimet’tir.

- Pisagor, bugün “Pisagor teoremi” olarak bildi­ğimiz “Bir dik üçgenin dik kenarlarının karele­rinin toplamı, hipotenüsün karesine eşittir” ifa­desini ortaya koymuştur.

- Arşimet, suyun kaldırma kuvvetini bulmuştur. Bu buluş günümüzdeki gemilerin yapılmasına temel teşkil etmiştir.

Roma döneminde yetişen bilim adamları, Menelaus, Batlamyus, Dioscorides, Galen, Diafantos’tur.

- Menelaus, günümüzde “Menelaus teoremi” olarak bilinen düzlem ve küresel üçgenlere dair teoremi ortaya koymuştur.

- Batlamyus, astronominin sentezini yapmış, geometrik bir sistem kurmuştur. Yerin küresel olduğunu ve evrenin merkezinde ve hareket­siz olduğunu savunur. Batlamyus’un “Coğraf­ya” adlı eseri ünlüdür.

ORTA CAĞDA BİLİM

Orta Çağ İslam Dünyasında Bilimsel Faaliyetler

İslam kültürü ve bilimsel faaliyetler, farklı kültürlerin etkisiyle şekillenmiştir. Harezmi, Biruni gibi bilim adamları Hindistan, İran ve Bizans gibi kültürlerden etkilenmiştir.

İslam dünyasında, devlet adamlarının bi­limsel faaliyetleri desteklemesi sonucu bilimse gelişmeler sağlanmıştır. İslam topraklarında bilim evleri ve gözlem evleri görülmektedir. Bu; dönemde astronomi, matematik, fizik, kimya, biyoloji, coğrafya, tıp, teknik ve tarih alanların­da önemli bilimsel çalışmalar görülmektedir.

İslam kültürü, sınırların genişlemesi ile birlikte geniş alanlara yayılmıştır. Müslümanla­rın Avrupa’ya geçmesi ile İslam kültürü Avru­pa’ya yayılmıştır. İbn-i Sina, Biruni, Farabi, Harezmî gibi bilim adamlarının eserleri, Latinceye çevrilmiştir. Avrupalılar, İslam devletlerinde medreseleri örnek alarak, üniversiteler kurmuşlardır.

Orta Çağ Avrupa’sında özgür düşünce or­tamı ve bilimsel çalışmalar yokken, İslam dün­yası aydınlanma çağını yaşıyordu. Bilimsel ça­lışmalar en üst seviyedeydi.

 

 

TÜRK İSLAM DEVLETLERİNDE BİLİM VE BİLİM ADAMLARI

Matematik alanında

Harezmî, Abdülhamid İbn Türk, Ömer Hayyam, Nasirüddin-i Tusi gibi bilim adamlarının çalışmaları görülür.

Nasiruddin-i Tusi, “Kesenler Teoremi” adlı eseriyle Trigono­metrik çalışmalara yer vermiştir. Kenar açı bağıntısını bulmuştur.

Ömer Hayyam, cebir konusunda üçüncü derece denklemlerin çözümüne katkıda bulunmuştur. Celali takvim adıyla bilinen tak­vimi hazırlamıştır.

Tıp alanında

Zehravi, İbn-i Rüşd, İbn-i Sina, İbn-i Nefis gibi bilim adamlarının çalışmaları görülür.

İbn-i Sina, tıp alanının yanında felsefe, astronomi, matematik, fizik, kimya gibi alanlarda da ça­lışmalar yapmıştır. “Kanun” adlı eserinde hekimlik, ilaçlar, cerrahi yöntemler hakkında bilgi verir Onun bu eseri Avrupa’da ders kitabı olarak okutulmakta­dır.

Zehravi, cerrahi alanında önem­li bir yere sahiptir. “El-Tasrif adlı eseri, Avrupa’da Latinceye çev­rilerek Oxford Üniversitesinde okutulmuştur.

Astronomi alanında

Fergani, Beyruni, Bitruci, Uluğ Bey, Battani gibi bilim adamlarının çalışmaları görülür.

Uluğ Bey, Semerkant’ta med­rese ve gözlemevi, bilimsel ça­lışmaların gelişmesinde etkili ol­muştur. Bu medrese ve gözlem­evinde Ali Kuşçu ve Kadızâde-i Rumi gibi devrin önemli bilim adamları çalışma­lar yapmıştır. “Uluğ Bey Zici” adlı eseri astronomi konusunda önemli bilgiler vermektedir.

Biruni, “Mesud’un Kanunu” adlı eserinde önemli astronomik bil­giler vermiştir.

Fizik alanında

Farabi, İbn-i Sina ve İbn’ül Heysem gibi bi­lim adamlarının çalışmaları görülür.

Farabi, “Boşluk Üzerine” adlı yazmış olduğu eserinde doğa­da boşluğu kabul etmez. Aristo fiziğinin yetersiz olduğunu orta­ya koymuştur. İslam devletlerindeki bilimsel gelişmeler, Selçuklular zamanında devam etmiştir. Türk-İslam devletlerinde bilgin, filozof ve sanatkârlar yetişmiştir. Bu dönemde Bağdat’ta kurulan Ni­zamiye Medreseleri, bilim ve kültür hayatının canlanmasında etkili olmuştur.

ORTA ÇAĞ VE YENİÇAĞ AVRUPASINDA BİLİM

Kavimler göçü ile birlikte Avrupa’da Hıristiyanlık geniş alanlara yayılmıştır. Bu dönemde ortaya çıkan kiliseler ekonomik, siyasi ve dini güçleri ellerinde toplamışlardır. Bilimsel ve akıl­cı düşünceyi reddederek kişisel düşünceyi ya­saklamışlardır. Kutsal kitapları olan İncil’i kendi çıkarları doğrultusunda yorumlayarak halkı yanlış bilgilendirmişlerdir.

İskenderiye Kütüphanesi’ni yakmış, çe­şitli bilim adamlarını idam ettirmişlerdir. Aforoz (dinden atma) Endülüjans (Günahların atfedile­bileceği belge) gibi yetkileri kullanarak siyasi bir güç sağlamışlardır.

Yeni Çağdaki bilimsel çalışmalarda et­kili olan gelişmeler:

Orta Çağın sonlarına doğru, insan ve do­ğa sevgisinin ön plana çıkması ile birlikte eski Yunan ve Helen uygarlıklarının incelenmesi so­nucu bilimsel çalışmalar başlamıştır.

Yeni Çağ Avrupa’sında bilimin ortaya çık­ması ve gelişmesinde etkili olan barut, pusula, kâğıt ve matbaa Haçlı Seferleri ile birlikte Avru­pa’ya geçmiştir.

Barut

Barutun ateşli silahlarda kullanılmasıyla birlikte Orta Çağ Avrupa’sındaki Feodalite (De­rebeylik) sistemi zayıflarken, merkezi krallıklar güç kazanmıştır. Bu durum Avrupa’nın siyasi yapısını değiştirmiştir.

Kâğıt

Kâğıt, uygarlaşma yolunda icat edilmiş en önemli buluşlardan biridir. İlk olarak Mısırlılar “papirüs” adını verdikleri bitkilerin üzerine yazı­lar yazmışlardır. Mezopotamyalılar kil tabletle­re, Çinliler ipekli kumaş üzerlerine yazmışlar­dır.

Çinliler bu kumaşların çok pahalı olmasın­dan dolayı, arayış içerisine girerek kâğıdı icat etmişlerdir.

Kâğıdın kullanılması ile birlikte Avrupa’da ve dünyada kültür aktarımı sağlanmıştır. Avru­pa’da bilimsel çalışmaların yapıldığı “Aydınlan­ma Dönemi” başlamıştır.

Matbaa

İlk olarak Çin’de kullanı­lan matbaa, Uygur Türkleri ta­rafından geliştirilmiştir. Günü­müz modern anlamdaki matbaayı Jan Gutenberg ortaya koymuştur.

Matbaa sayesinde yazıl­mış olan eserler çoğaltılarak geniş kitlelere hitap etmiştir. Matbaa uluslararası kültürel etkileşimin yaşanmasında önemli bir yere sahiptir.

Pusula

Pusula, insanların yön bulma aracıdır. İlk olarak Çin’­de görülen bu icat, mıknatıslı taşlardan yapılmıştı. Kristof Kolomb, pusulanın sapma açısını hesaplamış ve günümüz mo­dem pusulasının yapılmasında etkili olmuştur.

İnsanlar pusula ile birlikte denizlere ra­hatlıkla açılabilme imkanı bulmuşlardır. Bu da Coğrafi Keşifler’e neden olmuştur. Coğrafi Ke­şiflerle birlikte insanlar yeni yerler keşfetmiştir. Dünya’nın yuvarlak olduğu anlaşılmıştır.

Coğrafi Keşiflerle birlikte Avrupa’da eko­nomik refah artmıştır.

RÖNESANS VE REFORM HAREKETLERİ

Rönesans

Kelime anlamı “yeniden doğuş”tur. Sanat, edebiyat ve bilim alanlarındaki gelişmeler 15. ve 16. yy’a yön vermiştir.

İnsanın kendisini keşfettiği, insancıl dü­şünce ve özgür düşüncenin geliştiği, sevgi, gü­zellik, tutku gibi düşüncelerin ortaya çıktığı bu dönem insan ve insan sevgisini ön plana çıkar­mıştır. Rönesans’la birlikte eski Yunan kültürü canlılık göstermeye başlamıştır.

Nedenleri:

- Coğrafi Keşiflerle birlikte ekonomik refaha ka­vuşan halkın bilim ve sanata önem vermeye başlaması.

- Eski Helen ve Roma dönemine ait eserlerin incelenmesi.

- Kağıt ve Matbaanın öğrenilmesiyle birlikte okuma-yazma oranının artması, düşüncelerin geniş alanlara

yayılması.

- İstanbul’un fethinden sonra İtalya’ya kaçan j bilginlerin orada yapmış oldukları çalışmalar.

- Avrupa’nın İstami bilimsel eserleri kendi dil­lerine çevirmeleri.

- Bilim adamlarını destekleyen “mesen” sınıfı­nın varlığı.

UYARI: Rönesans’ın İtalya’da başlama nedeni, coğrafi konumu, ekonomik refahı ve eski Ro­ma antik eserlerinin burada bulunmasıdır.

İtalya’da başlayan Rönesans hareketleri, bütün Avrupa’ya yayılmıştır. Rönesans hare­ketleri Fransa ve Polonya’da bilim, Hollanda’da resim, İngiltere’de edebiyat alanında gelişme sağlanmasında etkili olmuştur. Bu dönemde; Giovanni Boccaccio, Nikola Makyevel, Francesko Petiark, Ciyovanni Bellini, Albert Dürer, Francis Bacon, Misel Monteyn, Leonardo Da Vinci, VVilliam Shakespeare gibi bilim adamları yetişmiştir.

Sonuçları:

- Dine dayalı ve pozitif bilimlere kapalı olan skolastik düşünce önemini yitirmiştir. Bu dü­şüncenin yerine özgür düşünce anlayışı önem kazanmıştır.

-Avrupa’yı baskı altında tutan din adamları ve kiliselere karşı, eleştiriler başlamış bu durum, Reform hareketlerine zemin hazırlamıştır.

- Edebiyat, sanat ve bilimsel alanlarda çalış­malar hız kazanmıştır.

• Avrupa’daki bu gelişmeler, bütün dünyayı etkilemeye başlamıştır. Zamanla bütün kültür ve bilimsel gelişmeler günümüz bilgi birikiminin oluşmasında etkili olmuştur. Teknolojik geliş­melerle birlikte dünya, eski kabuğundan çıka­rak bilimin aynasında ilerlemeye devam etmek­tedir.

Reform

Kelime anlamı düzeltme, yenileme anla­mındadır. Orta Çağ Avrupa’sında bütün dini, si­yasi ve ekonomik gücü elinde bulunduran kili­senin kendi çıkarları doğrultusunda hareket et­mesi ve bozulması sonucunda aydınlar ve hal­kın tepkisiyle Reform hareketleri başlamıştır.

Nedenleri:

- Kağıt ve matbaayla birlikte okur yazar oranı­nın artması.

- İncil’in farklı dillere çevrilmesi sonucu İncil’in asıl içeriğinin öğrenilmesi ve din adamlarına olan güvenin azalması.

- Kilisenin Endülüjans yetkisini kullanarak zen­ginleşmesi ve halkın bu gelişmelere tepkisi.

- Rönesans hareketleriyle birlikte düşünce öz­gürlüğünün oluşması.

UYARI: Reform hareketleri, Martin Luther öncülü­ğünde Almanya’da ortaya çıkmıştır.

• Martin Luther kilisenin uygulamalarına karşı çıkmıştır. Buna karşılık kilise, Martin Lut-her’i dinden çıkarmış ve ölüme mahkum etmiş­tir. Almanya’daki bazı prensler tarafından koru­nan Martin Luther, İncil’i Latince’den Almanca-’ya çevirmiştir. Martin Luther, Katolik kilisesine karşı, Protestanlık mezhebini kurmuştur.

UYARI: Protestanlık mezhebi 1555 Ogsburg Ant­laşması ile Almanya’da tanınmıştır.

 

UYARI: Fransa’da başlayan Reform hareketleri sonucu Kalvenizm 1598′de Nant Fermanı ile serbest bırakılmıştır.

Sonuçları:

- Avrupa’da yeni mezhepler ortaya çıkarak mezhep birliği bozulmuştur.

- Katolik kilisesine ve din adamlarına olan gü­ven azalmıştır.

- Kilisenin elinde bulunan eğitim sistemi laik bir şekle dönüştürülmüştür.

- Kilisenin elinde bulunan topraklar, mallar halk tarafından paylaşılmıştır.

- Bilimsel çalışmalar önündeki en büyük engel olan kiliseler, eski önemini kaybetmiştir.

UYARI: Osmanlı Devleti Reform hareketlerinden etkilenmemiştir. Çünkü Osmanlı toprakları içerisinde yaşayan bütün vatandaşlara din ve vicdan özgürlüğü tanınmıştı. Bunun yanında Reformla birlikte, Avrupa’nın mezhep birliği­nin bozulması ve mezhep çatışmalarının baş­laması Osmanlı’nın Balkanlarda ilerleyişini kolaylaştırmıştır.

• XV. ve XVI. yy’larda meydana gelen Rönesans, Reform hareketleri Avrupa’da Ay­dınlanma Çağını başlatarak, bilim, sanat ve kültür alanında gelişmeler yaşanmasında etkili olmuştur.

 

YENİÇAĞ VE YAKIN ÇAĞDA YETİŞEN BİLİMADAMLARI

XV. ve XVI. yy’lar arasında matematik, as­tronomi, biyoloji ve tıp alanında bazı çalışmalar yapılmıştır. Bu dönemin en önemli bilim adam­ları Nikola Kopernik, Tycho Brahe, Leonardo da Vinci, Vesalius’tur.

- Nikola Kopernik, astronomi, hukuk, tıp alan­larında önemli çalışmalar yapmıştır. Güneş sis­temli gök sistemini ortaya koyan Kopernik, “Gök Kürelerin Hareketi” eserinde Dünya’nın Güneş’­in çevresinde döndüğünü ortaya koymuştur.

Rönesans dönemindeki bu çalışmalar in­sanların düşüncelerini etkilemiştir.

- Leonardo da Vinci, bilim ve teknoloji alanında önemli çalışmalar yapmıştır. İnsanların ve hay­vanların anatomik yapısını incelemiştir. Kuş­ların kanat ve kas yapısını inceleyerek insan­ların da gökyüzünde uçabileceğini, balıkların suda yaşadığı gibi insanların da yaşayabilece­ğini ortaya koymuştur.

Günümüzde bu çalışmalardan yola çıka­rak denizaltı gemilerinin temelleri atılmıştır. Ay­nı zamanda, kuşların kanat özelliklerinden yola çıkarak uçak yapımlarında projeler ortaya kon­muştur.

Leonardo da Vinci aynı zamanda ressam­dır. “Mona Lisa” adlı eseri ünlüdür.

XVII. ve XVIII. yy’lar arasında (Aydınlanma Ça­ğı) Matematik alanında; Blaise, Pascal, Descartes, Newton gibi bilim adamları yetişmiştir.

- Descartes, matematikle ilgili önemli çalışma­lar yapmıştır. Analitik geometri alanında önemli katkılar sağlamıştır.

- Newton, difransiyel integral hesabını icad et­miştir. Uzunluklar, alanlar, sıcaklıklar ve ağırlık konusunda çalışmalar yapmıştır. Matematik alanında kat sayıların birbirini izleme kuralını bulmuştur.

 

Astronomi ve fizik alanında; Galile, Johann Kepler, Newton gibi bilim adamları yetişmiştir.

- Galile, astronomi ve fizik konularının yanında matematik alanında da çalışmalar yapmıştır. Klasik mekaniğin temellerini kurarak, astrono­mi sisteminin fiziğini ortaya koymuştur. Teleskobu, gök cisimlerini izleme yani astronomik düşünceyle kullanmıştır. “Yıldızların Habercisi” adlı eserinde, Güneş’in üzerindeki gölgelerin, Güneş’in kendi lekesi olduğunu söylemiştir. Bu­nun yanında, Batlamyus’un ortaya koymuş ol­duğu Venüs’ün devamlı olarak belli uzaklıkta olması ve hilal şeklinde görünmesi gerektiği fik­rini çürütmüştür. Venüs’ün uzaklığının ve şek­linin zamanla değiştiğini ortaya koymuştur.

- Johann Kepler, astronomi ve matematik alan­larında çalışmalar yapmıştır. Gezegenlerin, Gü­neş çevresinde yörüngeler çizerek hareket etti­ğini ortaya koymuştur.

 

UYARI: Bilim adamlarının yapmış olduğu bilimsel çalışmalar o günün koşullarına göre kabul gör­müştür. Fakat daha sonra gelen bilim adamla­rı, ortaya konan tezin yanlışlığını ispatlayarak önemli çalışmalar yapmışlar. Zamanla insan­lar daha doğru bilgilere ulaşmışlardır. Bu du­rum gösteriyor ki, bilim sürekli ilerlemekte ve daha fazla gelişmektedir. Bilim dinamik ve sü­reklidir. Geçmiş dönemdeki bilim adamlarının çalışmaları, günümüz bilim ve teknolojisinin temelini oluşturmuştur.

 

OSMANLILARDA BİLİM

Osmanlılar döneminde medreseler, kü­tüphaneler, gözlemevleri gibi bilimsel kurum­ların varlığı, bu dönemde bilimsel çalışmalar yapıldığının göstergesidir.

Matematik ve astronomi alanında Kadızade Rumi, Ali Kuşçu, Sinan Paşa, Takiyuddin, İs­mail Gelenbevi, Kalfazade İsmail Çınari gibi bi­lim adamları yetişmiştir.

Coğrafya alanında Piri Reis, Katip Çelebi gibi bilim adamları yetişmiştir.

Tıp alanında, Akşemseddin, Şânizâde Ataullah Efendi, Mustafa Behçet Efendi, Şerefeddin Sabuncuoğlu gibi bilim adamları yetiş­miştir.

-Ali Kuşçu, 15.yy’da yaşamış ve matematik, astronomi alanlarında çalışmalar yapmıştır. Osmanlı Devleti’ne hizmet etmeye başladığın­da, İstanbul’un coğrafi koordinatlarını belirle­miş ve güneş saatleri yapmıştır. “Fethiye” ve “Muhammediye” adı verilen astronomi ve ma­tematik kitapları vardır.

- Takiyuddin, matematik alanında önemli ça­lışmalar yapmıştır. İkinci derece denklemlerin çözümünü yapmıştır. “Işığın Niteliği ve Görme­nin Oluşumu” adlı eseri önemlidir.

- Piri Reis, dünya haritası ile “Denizcilik Kitabı” adlı eseri ortaya koymuştur Denizcilik Kitabın-j da, Akdeniz, Çin Deniz’i, Hint okyanusu ve Kızıl Deniz’le ilgili önemli bilgiler vermiştir. Böylece denizciler bu kitaptan yararlanmışlardır.

- Katip Çelebi, coğrafi bilgiler içeren “Cihan-numa” adlı eseri ile ünlüdür. Dünyadaki birçok bölgenin iklimi, coğrafi yapısı, idari ve siyasi yönleri hakkında bilgi verir.

 

UYARI: Osmanlı Devleti 18.yy’la birlikte dağılma dönemine girmiştir. Avrupa’daki teknolojik ve bilimsel çalışmalar takip edilmeye başlanmış­tır. Lale Devri’nde İbrahim Müteferrika öncülü­ğünde ilk Türk matbaası kurulmuştur. Mat­baada ilk basılan eser Vankulu Sözlüğü’dür.

 

• Daha sonraki dönemlerde İshak Hoca, “Mate­matik Bilimler Derlemesi” adlı eserinde mate­matik, fizik, kimya konuları geniş bir şekilde ele alınır.

• Batılı anlamda Darülfünunların (Bilimevi) ku­rulması bilimsel anlamda çalışmaları hızlandır­mıştır.

• Salih Zeki’nin “Matematiksel Bilimler Sözlüğü” adlı eseri astronomi ve matematik hakkında önemli bir yere sahiptir. Bu eser Türklerin bilim tarihi açısından değerlidir. Bu eser 19.yy’da ya­zılmıştır.

 

ATATÜRK VE BİLİM

Atatürk, çağdaş uygarlık düzeyine çıkma­nın yolunun bilimsel çalışmalarla mümkün ol­duğunu ileri sürmüştür.

Atatürk “Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşid ilimdir, fendir; İlim ve fennin haricinde mürşid aramak gaflettir, cehalettir, dalâlettir. Yalnız, ilim ve fennin yaşadığımız her dakika­daki sayfalarının tekâmülünü idrak etmek ve terakkiyatını zamanında takip eylemek şarttır.” sözüyle bilim ve bilimsel gelişmelere önem ver­diğini göstermiştir.

Atatürk, ilke ve inkılâpları doğrultusunda aklın ve bilimin ışığında uygulamalar gerçek­leştirmiştir. Cumhuriyet döneminde üniversite­ler açmış, bilim adamlarına destek vermiştir.

Atatürk diğer bir sözünde “Yurdumuzun en bayındır, en göz alıcı, en güzel yerlerini üç buçuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı mağlup eden zaferin sırrı nedir? Orduların sevk ve idaresinde bilim ve fen ilkelerinin kılavuz edilmesindendir. Milletimizin siyasi ve içtimai hayatı ile ulusumuzun düşünsel eğitiminde de yol göstericimiz bilim ve fen olacaktır. Türk milleti, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiiri işe edebiyatı sayesinde bütün olağanüstü nicelikleri ve güzellikleri ile oluşup gelişecektir.” demiştir.

Atatürk’ün bilim hakkındaki bu sözleri Tür­kiye’de bilimsel ve teknolojik araştırmaların önü­nü açmıştır.

 

UYARI: Türkiye’de Cumhuriyet’ten sonra birçok bilimsel kuruluş göze çarpar. Eğitim ve öğre­tim kurumları olan üniversiteler (İstanbul’da, İstanbul Üniversitesi, Ankara’da Yüksek Zi­raat Enstitüsü, Devlet Meteoroloji İşleri, Kan­dilli Gözlemevi, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Tür­kiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK)) gibi bilimsel ve teknolojik kurum­lar önemli bir yere sahiptir.

 

BAZI ÖNEMLİ TÜRK BİLİM ADAMLARI

- Fuat Köprülü, Halet Çambel, Ömer Lütfü Bar­kan, Niyazi Berkel, Afet İnan gibi tarih alanında ün yapmış bilim adamları vardır.

- Oktay Sinanoğlu, kuantum kuramına katkıda bulunan önemli bir kimyacı bilim adamımızdır. Amerika Sanat ve Bilim Akademisinin tek Türk üyesidir.

- Aydın Sayılı, 1952 yılında Dil ve Tarih – Coğ­rafya Fakültesinde bilim tarihi kürsüsünün ku­rucusudur. “İslamda Rasathane, Ebu Nasr El Farabi’nin Hâlâ üzerine makalesi, Astronomi ve Tıp, Kopernik ve Anıtsal Yapıtı, Mısırlılarda ve Mezopotamyalılarda Matematik” gibi önemli bi­limsel eserleri vardır.

- Ratıp Berker, mekanik ve matematik bilgini­dir. Akışkanlar mekaniği alanında önemli çalış­malar yapmıştır.

- Erdoğan Şuhubi; sürekli ortamlar mekaniğin­de mikro yapıdaki çizimlerin rasyonel kuramının kurucuları arasında yer alır.

 

DÜŞÜNCE, BİLİM VE SANAT ÖZGÜRLÜĞÜ

Düşünce, bilim ve sanat özgürlüğü anaya­sa ile güvence altına alınmıştır. Demokratik bir yapıya sahip olan anayasamızın 27.maddesin­de yer alan “Herkes bilim ve sanatı serbestçe öğrenme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.” maddesi bilim­sel araştırma yapmak isteyen herkesin önünü açmıştır.

Tarihte Monarşik ve baskıcı yönetim an­layışında özgür düşünce anlayışı yoktu. Bilim adamlarının düşüncelerine önem verilmez, hat­ta ölümle cezalandırılırlardı. Avrupa’da Röne­sans, Reform ve Aydınlanma Çağı ile birlikte dü­şünce hayatı gelişmişti. İslam dünyasında her zaman düşünce hayatına ve bilim adamlarına saygı duyulmuştur. Günümüz biliminin gelişme­sinde etkili olan ve eserleri hâlâ ders kitabı ola­rak okutulan önemli İslami bilim adamları yetiş­miştir.

Türklerde, imparatorluktan Cumhuriyete geçiş döneminde demokratik gelişmeler yaşan­mıştır. Halk yönetime katılmış, sivil kuruluşlara önem verilmeye başlanmış, kişisel hak ve öz­gürlükler zamanla güvence altına alınmaya başlamıştır.

Cumhuriyet devrine gelindiği zaman, Ata­türk ilke ve inkılâpları, demokratik, laik, sosyal ve çağdaş çerçevede hazırlanan anayasamız, bilim ve sanata önem vermiştir. Yukarıda sözü­nü ettiğimiz anayasanın 27.maddesi bu anla­yışın göstergesidir.

Atatürk “Gözlerimizi kapatıp tek başına ya­şadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşaya­mayız. Aksine yükselmiş, ilerlemiş medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde ya­şayacağız… Bu hayat ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise orada olacağız ve her millet fer­dinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur” diyerek bilimin önemini göster­miştir.

Bilim insanlığın ortak mirasıdır. Dünyada ortaya çıkan bilimsel gelişmelerden her zaman haberdar olmalıyız. Teknolojik ve bilimsel olarak gelişme gösteren bir ülkeden yararlanmalıyız. Bunun yanında bilimsel kurumlara ve bilimsel çalışma yapan bilim adamlarına devlet, maddi ve manevi destek vermelidir.

2006 yılında, kurulması öngörülen 15 tane üniversitenin birçoğunun açılması, ülkemizde bilime verilen önemin göstergesidir

 

About these ads

2 thoughts on “Sosyal Bilgiler-7 Zaman İçinde Bilim Ünitesi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s