Archive | 14/04/2010

Kuyudaki eşek

Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır. En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine karar verir.
Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar.

Eşek ne olduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar. Sonra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser. Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silkeleyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır.Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp, koşarak uzaklaşır!

“Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü zorluk ile. Kuyudan çıkmanın sırrı, bu zorluğu silkeleyip bir adım yükselmektir.

Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz. Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.”

Benim Atatürk filmimin sinopsisi

Ahmet Turan ALKAN-Zaman

Benim Atatürk filmimin “sinopsis”i şöyle: 1926 Yılı. Reisicumhur M. Kemal Paşa’ya İzmir’de suikast hazırlığı yürüten Ziya Hurşit, İsmail ve Gürcü Yusuf, eylemden sonra kendilerini kayıkla kaçıracak Giritli Şevki’nin ihbarıyla yakayı ele veriyorlar.
Image and video hosting by TinyPic
Reisicumhur ertesi gün trenle İzmir’e varıyor. Ziya Hurşit, M. Kemal’e yaptıkları planı itiraf ediyor. Aynı gün Başvekil İsmet Paşa’ya tel çeken M. Kemal, kendisinin Ankara’da kalmasını, İstiklâl Mahkemesi’nin İzmir’e gönderilmesini emrediyor. İstiklal Mahkemesi üyeleri (Kel Ali, Kılıç Ali, Necip Ali ve Dr. Reşit Galip), İzmir’e yola çıkmadan Ankara’da, ne kadar TCF milletvekili varsa hepsinin tutuklanmasını istiyor. TCF Genel Başkanı Kazım Karabekir’in de tutuklanması haberi, İsmet Paşa‘yı şaşkınlığa uğratıyor ve mecliste yargıçlarla görüşüp Karabekir’in serbest bırakılmasını istiyor. İstiklâl Mahkemesi üyeleri (Aliler divanı), işlerine dışardan müdahale edildiği için (Çünkü bağımsız yargıçlardır!) kızıp, Başvekili de tutuklamak üzerine harekete geçiyorlar. Haberi duyan M. Kemal Paşa, Başvekil İsmet‘i alelacele İzmir’e çağırtıyor. Başvekil’e “İstiklal Mahkemesi’nden özür dileyeceksin” diyor. İsmet Paşa mahkeme üyelerinden yazılı olarak özür diliyor ve tutuklanmaktan kurtuluyor. Karabekir, 26 TCF mensubuyla birlikte yeniden yakalanıyor; tutuklananlardan 5’i, hâlen ordudan maaş alan ve general titrini taşıyan Milli Mücadele kahramanı paşalardır. Okumaya devam et

Yine de…

Image and video hosting by TinyPic
Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş, sükûnette huzur bulunduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun. Bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma.

İçten ol; telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü, dünyada herkesin bir öyküsü vardır. Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; hayattaki tek dayanağın odur. Seveceğin bir işi seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle seveceksin ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki: insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri sonsuz uzunluktaki bir kumsalda tek bir kum taneciğinden fazla değildir. Okumaya devam et

Kızılderiliden kısa bir hayat dersi

Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri hayat, aşk ve evlilik üzerine konuşurken şunları söylüyor:

“İçimizde iki kurt var ve bunların arasında da korkunç bir savaş..

Kurtlardan biri; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibiri, kendine acımayı, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, üstünlük taslamayı ve bencilliği temsil ediyor.

Digeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçak gönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor.

Genclerden biri “hangi kurt kazanacak?” diye soruyor ve yaşlı adam kısaca cevap veriyor:  Okumaya devam et