Evliya Çelebi’de tuz efsanesi


Evliya Çelebi Yılı’nda, nisan ayını Evliya Çelebi’den bahsederek geçirmiş bulunuyoruz. Mutfak konusundaki gözlemleri ve tespitlerinden gidersek inanın değil nisan ayını bir yılı rahatlıkla ondan söz ederek geçirebiliriz.

Türk geleneğinde ekmek kutsaldır, çünkü ekmek Türklerde ana yiyecek maddesidir; yemek ise ekmeğe katıktır. Sokakta yerde ekmek gören bir kişi onu alır, öper, başına götürür ve hayvan, haşeratın yemesi için yüksek bir yere bırakır. Ekmeğin yanı sıra tuz da kutsaldır ve bu “Tuz-ekmek hakkı” olarak ifade edilir. Tuzun kutsallığı tasavvuf kültürümüzde de görülür. Bazı tarikat sofralarında olduğu gibi Mevlevi somatlarında da yemeğe tuzla başlanır, tuzla bitirilir. Hz. Mevlana’nın aşçısı Ateşbaz-ı Veli Hazretleri’nin Konya’daki türbesinde tuz dağıtılması da tuzun önemine işarettir. Evliya Çelebi’ye göre 17. yüzyılda Kur’an, kılıç, ekmekle birlikte üzerine yemin edilen maddeler arasında tuz da bulunmaktaydı.

Evliya Çelebi’nin anlattığı tuz efsanesine gelince: “Hz. İbrahim Halilullah Allah’ın emriyle Kâbe’yi inşa edip tamamlayınca hizmeti karşılığında Hak’tan rahmet diler ve teknede inşaattan artan toprakları ne yapması gerektiğini sorar. Allah “Ya İbrahim, rahmet istersen oğlunu hocaya ver, çıplakları giydir, açları doyurup ziyafet çek, sana rahmet vereyim.” der. Hz. İbrahim “Kaç aç kişiyi doyurayım?” dediğinde Allah “Ya İbrahim teknede kalan toprağın bir kısmını doğuya, bir kısmını batıya, bir kısmını kuzeye, bir kısmını da güneye at ve ‘Ziyafetimdir yiyin ey mahluk-i Hüda de.” emrini verir. Hz. İbrahim toprakları dörde ayırıp, dört köşeye atar, Rabbü’l-İzzet de yele emredip toprakları yeryüzünün her tarafına dağıtır. Hakk’ın emriyle her toz düştüğü yerde tuz olup bugüne kadar Hüda’nın bütün yaratıkları Halil İbrahim tuzundan yerler, acaip hikmettir”.

Evliya Çelebi, tuzcular esnafının pirlerinin Hz. İbrahim olduğunu söyler. Ancak Hz. Muhammed zamanında tuz satan ve Hz. Selman’ın kemerini bağladığı Hz. Ebu Mellah-ı Yemeni’nin de tuzculara pir olduğunu; tuzcuların ise ekmekçilere yamak olduğunu, çünkü ekmeğin tuzsuz olamayacağını da belirtir. 17. yüzyıldaki geçit törenlerinde bu esnaf, tahtırevanlar üzerinde tuz tartarak “Tuz ekmek hakkı” diyerek bağırarak ve yanlarındaki piyade askerleri (görevlileri) iki taraftaki seyircilere tuz dağıtarak geçerler.

Başka illerimizde yapılır mıydı bilmiyorum ama, Konya’da 1950’li yıllarda her milli bayramda sade geçit töreni yapılır; ancak Cumhuriyet Bayramları daha bir coşkulu geçerdi. Bütün esnaf kuruluşları, 17. yüzyıldaki bu geçit törenlerine benzer şekilde, üstü açık kamyonlarda kendi mesleklerini icra eder gibi yapar ve bayrama gelen halka şeker, ekmek, ayakkabı vb. atarak geçerlerdi. Dayımın kızları Aysel ve Yüksel Odabaşı ile kaç bayramdan ekmeklerle ve şekerlerle döndüğümüzü hatırlarım. Sonradan Cumhuriyet Bayram’larında bu âdet terk edildi.

Baharı yaşıyoruz, Evliya Çelebi’nin söylediği gibi ‘mesire’ yerlerinde eğlenmeli… Yemek konusunda bizlere muhteşem bilgiler aktaran ve bir ay birlikte olduğumuz Evliya Çelebi’yi rahmetler ve nurlar içinde bırakalım…

Nevin HALICI-Zaman

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s