Arşivler

Daralan Vakitler

Yanakları, saçları, gözleri yanmış,
Zehirli gaz bombaları
Yılan gibi sokmuş, yalamış gövdelerini
Ağızları, küçücük dilleri yanmış
Bütün Beyrut sapsarı kalmış
Sanki ağlamak imkansız
Başları
Paletlerle ezilmiş babaları,
Yahudi doğramış analarını,
Binlerce çocuk topların, betonların altında.

Beyrut’un gözyaşları şimdi,
Kudüs’ün yanıbaşında,
Müslümanlarsa uzakta,
Sanki başka,
Gelinmez bir dünyada.

Okumaya devam et

Sana Sonbaharımda Kal Bile Diyemedim

diyemedim; evimde tutuklandı karanfil

diyemedim; maviye kan damladı içimden

bir hazân yıldızıydı mehtâbımda ellerin

sevgi midir, ısırgan dudaklı dilberlerin

gölgelerin kalbinde titreyen çiçekleri

sevgi midir körlerin bakışlarında yatan

rüzgârı, dalgaları, balıkları aldatan

yoksa gülüşün müdür kâtil aynalar gibi

sevecen bir ölümü öperek yanağından

gittin; çığlıklarını dinledim denizlerin

kaybolan martıları bul bile diyemedim

sana son baharımda kal bile diyemedim

  Okumaya devam et

Padişah konmaz saraya, hane mamur olmadan…

Vâsıl olmaz kimse Hakk’a cümleden dûr olmadan
Kenz açılmaz şol gönülden tâ ki pürnûr olmadan
Sür çıkar ağyarı dilden tâ tecelli ede Hak
Pâdişah konmaz seraya hâne ma’mur olmadan
“Mûtu kable en temûtu” sırrına mazhar olan
Bunda gördü haşr ü neşri nefha-i sûr olmadan
Mest olan mestâne geldi tâ ezelden tâ ebed
İçdiler aşkın şarabın âb-ı engûr olmadan
Sen müyesser eyle Yârab bizlere beytin tavaf
İlmin ile âmil eyle vâde tekmil olmadan

Okumaya devam et

Naat

Arif Nihat ASYA


Seccaden kumlardı..
…………………………..
…………………………..
Devirlerden, diyarlardan
Gelip, göklerde buluşan
Ezanların vardı! .

Mescit mümin, minber mümin…
Taşardı kubbelerden tekbir,
Dolardı kubbelere “amin”..

Ve mübarek geceler dualarımız;
Geri gelmeyen dualardı…
Geceler ki pırıl pırıl
Kandillerin yanardı..
Kapına gelenler ya muhammed,
– uzaktan, yakından –
Mümin döndüler kapından…

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi,
İki dünyada aziz ümmet;
Muhammed ümmetiydi.

Okumaya devam et